Sevdiğimiz şeyleri ve onları neden sevdiğimizi biraz kurcalarsak, kültür denen, binyılların birikiminin zihnimizdeki izlerini görürüz. Kazı kazan oyununun üzerindeki yaldızlı kısım gibi kazıyın kendinizi korkmayın. Göreceksiniz sevdiğiniz şey pek de bireysel değil. Nasıl mı? Bulgur pilavını severim diyorsun. Bulgur = anne= ekonomik bir yemek = yoksul Anadolu= aile ekonomisi= soğan = sofra = aile. Uç bir örnek vermiş ya da iştah açmış olabilirim ama umarın aklımdakini paylaşabilmişimdir. Bireysel dediğiniz şey aslında hiç de bireysel olmuyor. Sosyolojik veya tarihsel bağlar illaki bulunuyor bireysel tercihinizde. Mevzuyu nereye bağlıyacağımı merak ediyorsanız işte bağlıyorum. Benim, senin, Türkiye’nin aklı bir parça başında müzik severinin tercihi rock müzik beğenisi “kişisel zevklerimiz” arasına sığmayacak kadar toplumsal bir şey. Türkiye’yi de içini alan bu coğrafyanın, (sıska coğrafya bilgimle şöyle tarif edeyim Anadolu, Kafkaslar, Ortadoğu) zalim hükümdarlara, kötü kalpli paşalara, sevenleri ayıranlara bir refleksi var. Zılgıt çeker, mersiye dizer, ağıt yakar, lanet okur vs. adaletsizliğe alt edecek kahramanlar yaratır efsanelerinde, dünyayı kurtaracak dini kahramanlarla hesap sormaya hazırlanır. Ve bu coğrafyaya düşen bateri, gitar, klavye gibi pek bir ithal olan enstrümanlar bağlama, bendir, kemençe, tulum, zurna, darbuka, tar arasında neye uğradığını şaşırır ve Anadolu Rock, Arap Rock, Türk Rock, Laz rock, Kürt Rock, Azeri Rock oluverir.
Bizim rock müzik severliğimiz işte bulgurun Anadolu ekonomisiyle ilişkisi gibi bir hal alıyor. Rock müzik, bu memlekettin suyunu ekmeğini hazmeden bizler için bir tepki, vicdani bir hareket, bir “
yeter ulan” oluyor. Bu oluşu kendi kişilik özelliklerinizden kaynaklı göstermeniz saflık olur aman ha. Sosyal bir varlık, bu ülkede sosyalleşmiş bir varlık olduğunuzu unutmayın.
Vesselam, Londra’da, Viyana’da, New York’ta iğneyi damarına tazyik eden, çalan çırpan, yaşlısına yer vermeyen, el öpmek gibi geleneği olmayan bebelerle aynı enstrüman seslerini beğensek bile, işittiğimizin bizde uyandırdığı duygular bir güzel bir güzel…
