turkrockcafe.com turkrockcafe.com
  Ana Sayfa FORUM Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tahamülsüzlük ya da Farkında Mısın?  (Okunma Sayısı 630 defa)
Bora
Ziyaretçi
« : 25 Aralık 2006, 01 12 »

Ya hep ya hiç, oldu mu tam olacak yoksa olmasın, 99 yetmez 100 olsun, taraf olmayan bertaraftır ve bunlara benzeyen aynı anlamlı bir sürü cümlesi olan, “kardeş benim prensiplerim var bana benzemeyen, benim gibi yaşamayan kahrolsun” ya da “böle olsun” zihniyetli, görünce “şu keşke taş olsaydı da yontsaydık, odun olsaydı da kesseydik” diyesiniz gelen ama buraya kadar yazarken vermeye çalıştığımız “hoş görülü olun kardeşim” mesajına ters düşmemek için dile getirmeyip ama aklımızdan geçirdiğimiz nice nice pek de nice (nays) olmayan insanlar gezegenimizde, yurdumuzda bulunmakta.
 Bu mevzu neden açılıyor diye düşündüğünüzü seziyor ve sadede geliyorum ama dikkatiniz dağılmadan uzuuuun ilk cümleyi tekrar okumanızı öneriyorum.
“Tahammülü kalmamış kimsenin kimseye” sözü emin olun bu yılarda kullanılmaya başlayan bir şey değil. Savaşın, cinayetin olduğu her tarihte mutlaka bu tahammülsüzlük durumu yaşanmıştır. (yoksa ne diye millet birbirinin gözünü oysun göt kadar gezegenimizde). Tabi tahammülsüzlüğün çok eski bir durum duygu bozukluğu olduğunu ispat için savaşları ya da kralların kardeşlerini nasıl katlettiğini anlatmayacağım, diyeceğim ki; “banka, fatura kuyruklarına,  otobüs yolculuklarına, hayat hırsızı trafiğe, okul bahçelerine, sınıflara, yürüdüğümüz daracık kaldırımlar üstündeki yaşamlara bir bakın”…. “İnsanlara bakın!” demeyeceğim. Ne diyeceğim biliyor musunuz, kendinize bakın. Tahammülsüzlüğünüzü görün.
“Bu ne biçim yol, bu ne biçim futbol, bu ne biçim müzik, bu ne biçim öğretmen, bu ne biçim insan, bu ne biçim çim, bu ne biçim Çin.” Bu cümleler sizin değil mi Allah aşkına bir düşünün. Bunlara benzer kaç cümleniz oldu bugün. Kızmaya, öfkelenmeye yer arıyoruz adeta. İşin acı tarafı ve gelmek istediğim yanı bu durumumuzdan, yani tahammülsüzlüğümüzden habersizsiniz. Yahu insan kendinden bir haber olur mu? Şimdi sen yazıyı okuyan muhterem, sen kendinden haberli olan evet sen… sen değimliydin gündüz bağırırcasına küfretmek isteyen, yüzünü otobüs camına dayayıp boş boş bakan ya da ağzının suyu yakasına aka aka uyuyan, otobüsü kaçırdığı için kendine mal diyen veyahut belediye otobüsünün ardından egzoz sesinin yuttuğu sövgüyü savuran. Sen değil miydin asansör çalışmadığı için, su kesildiği için, paçan çamurlandığı için, saçın jöle tutmadığı için, garson yanlış sipariş getirdiği için, kalemin ucu kırıldığı için kendini en talihsiz insan olarak düşünen ve benim başıma gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir gibi kendine acınması istediğini avaz avaz bağıran bir cümle kuran…

Fakında mısın?
1)   Kendinin; yani tepkinin, davranışın altında yatan sebep ne, sebebin sebebi ne, aşk bu mu, sevda bu mu?  Ne kadar komiksin biliyor musun, kendine güle biliyor musun? (Kim olduğunun cevabını verebiliyor musun, davranış nedenlerini görmek içi öz eleştiri yapabiliyor musun diyor adam burada.)
2)   Dış yaşamın; gürültünün, kirliliğin, baharın, kışın, böceklerin, ekmeğin fiyatının, yoksulluğun, mutluluğun, bebeklerin, dedelerin, kapı zillerinin çeşitliliğinin, ıslıların, pembenin tonlarının farkında mısın? (Algılarına ulaşan bilginin, sana yön veren hayatın farkında mısın yani)
3)   Ötekinin, ağabeyinin, annenin, kardeşin,n, validenin, reisicumhurun, arkadaşının, dayının, halanın, babanın, anneannenin, sütçünün, kalaycının, pidecinin, lastikçinin, CDcinin, niyetçinin, Afganistanlının farkında mısın? (Empati yapabiliyor musun, ötekinin değerlerini, ve duygularını anlıyor musun diye soruyor yazar burada)
4)   Evrenin; yaşamın, tümünden özeline özelinden geneline varabilecek kadar sebep sonuç ilişkilerini kurabiliyor ve kendini içinde bir yere konuşlandırabiliyor musun? (yani ne küçük bir zerresin küçük düşündüğün sürece, ne büyüksün bütünü gördüğünde.)

Bunları bileceksin, cevabını vereceksin, tahammülsüzlüğe, kalp kırmalara, savaşlara işte o zaman gülecek, “ya saçmalamayın gözünüzü seveyim nedir alıp veremediğiniz, insan türünde varlıklarsınız oturun anlaşın, paylaşın” gibi erdemli cümleler kurabileceksiniz.
Tahammül ile kişinin farkındalığın arasında fevkalade bir ilişki var ve farkındalık ile zeka arasında ve bunların mutlu, doyumlu bir yaşamla…

Kaynakça:Üstün Dökmen Hocanın “Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak” kitabının 125-135 sayfaları arası
Bora Serhat Çelik


« Son Düzenleme: 25 Aralık 2006, 01 16 Gönderen: Bora » Logged
-cagla-
Editör
Gelişen Rocker
*****
Offline Mesaj Sayısı: 90


« Yanıtla #1 : 14 Ocak 2009, 12 07 »

Gülümseme  yazıyı okumaya başladığımda tanıdık sesler gibi geldi merakla sonu nereye gidicek diye baktım ki yanılmamışım Sn:Üstün Dökmen'nin “Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak” kitabını öğrenciyken ödev hazırlamak için almıştım sonraa vazgeçemediklerim arasına girdi çizik içinde kaldı kitap Gülümseme
teşekkürler paylaşım için gerçi yeni diilmiş ama olsun Kahkaha:D
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
  
Gitmek istediğiniz yer: