turkrockcafe.com turkrockcafe.com
  Ana Sayfa FORUM Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Harry Potter Çılgınlığı  (Okunma Sayısı 993 defa)
Mort Rainey
Onursal Üye
Prof.Rocker
**
Offline Mesaj Sayısı: 2079


« : 11 Aralık 2007, 23 16 »

İngiliz kadın yazar J.K. Rowling tarafından, yedi kitap olarak planlanan bir kitap serisidir.

Dünya çapında elde ettiği başarı ve yakaladığı satış rakamlarıyla çığır açmayı başarmış ve edebiyat tarihine geçmiştir. Harry Potter serisinin yedinci kitabı piyasaya çıktığı ilk gün ABD'de 8.3 milyonun üzerinde bir satış rakamı yakalayarak erişilmesi güç bir rekora imza atmıştır. Türkiye'de dünyayı sarsan Harry Potter çılgınlığından etkilenmiştir.

Harry Potter serisinin ilk kitabı, Harry Potter ve Felsefe Taşı, 1997 yılında piyasaya çıkmıştır. Yedi kitaplık serinin günümüz itibariyle yedi kitabı tamamlanıp satışa sunulmuştur. Ünlü serinin kitapları, "Dünyanın En Hızlı Satan Kitabı" ve "Dünyanın En Çok Satılan Çocuk Romanı" ünvanlarını şimdiden üstlerine almışlardır. Kitap serisi, sadece çocukların değil her yaştan okurların ilgisini çekmiştir.

Eee arkadaşlar siz neler düşünüyorsunuz bu konuda. Hiç okudunuz mu? Sizce büyüklere de hitap ediyor mu? İçerik bakımından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu bölümle ilgili bilgi vermeye devam edeceğim.
« Son Düzenleme: 05 Haziran 2008, 16 42 Gönderen: Mort Rainey » Logged
Mort Rainey
Onursal Üye
Prof.Rocker
**
Offline Mesaj Sayısı: 2079


« Yanıtla #1 : 11 Aralık 2007, 23 19 »

::.... J.K.Rowling Kendini Anlatıyor

"Ben Chipping Sodbury General Hastanesinde doğdum. Komik isimler toplayan biri için oldukça uygun bir yer.Kızkardeşim Di benden iki yıl sonra doğdu ve benim hikaye anlatma çabalarım yüzünden çok acı çekti. İlk hikaye anlatma dönemlerinde tavşanlar olduklarından büyük görünürlerdi bize ve tavşan olmak isterdik çok.Büyürken iki kez ev değiştirdik.İlki Yate’den (Bristol’un biraz dışı) Winterbourne’a (Bristol’un öteki yakası) oldu.Tüm çocuklar, ben ve kız kardeşim dahil bir arkadaş grubu olarak Winterbourne caddesi üzerinde bir aşağı bir yukarı oynardık.

Arkadaşlarımızdan ikisi bir kız kardeş ve erkek kardeşti ve soyadları POTTER’dı. Ben bu ismi çok sevdim. Kendiminkinden çok arkadaşlarımın isim ve soyadları hep merakımı çekerdi.

Dokuz yaşındayken Dean Ormanı'ndaki Chepstow yakınlarındaki Tutshill’e taşındık. Her ikisi de Londra'lı anne ve babamın rüyası olan kırsal bölgede yaşam s onunda gerçek olmuştu. Biz de kızkardeşimle Wye ırmağı kıyısındaki tarlalarda denetimsiz, özgür keşifler yapıyorduk.

Tek sorunum okuldan nefret etmemdi. Mürekkep lekeli ve tahta kapaklı sıraları olan küçük ve eski moda bir okuldu. Yeni öğretmenim bayan Morgan, okuldaki ilk günün sabahında bana aritmetik testleri vermişti. Büyük çaba harcamış fakat 10 üzerinden 0 almıştım. Çünkü daha önce hiç kesir yapmamıştım. Bu yüzden beni sıraların sağına ve kendine  en uzak yere oturttu. ”Aptal” sırasında  oturduğumu anlamam birkaç gün sürdü. Bayan Morgan,sınıfta kimin ne kadar akıllı olduğunu düşünüp herkesi öyle yerleştiriyordu. Onun solunda oturanlar en parlak olanlar sağındakiler ise aptallardı. Yılın sonunda bir bedel karşılığı da olsa sol tarafa terfi ettim. Bayan Morgan en yakın arkadaşımla yerlerimizi değiş-tokuş etti. Bir adımla akıllı olup sevilmeyen olmuştum.

Tutshill ilkokulu’ndan sonra Wyedan ortaokul'una gittim. Ben de Wyedan’la, Harry’nin Dudley’den Stonewall Lisesi’yle ilgili duyduğu söylentinin aynısını (Harry Potter Ve Felsefe Taşı kitabına bakın) duydum.Doğru değildi, aslında bana olmamıştı. Sessiz,çilli ve ufak-tefek biriydim.Sporla aram hoş değildi. Voleybol oynarken kolunu kıran bir tek kendimi tanıyorum.En sevdiğim konu İngilizceydi fakat dillerden oldukça hoşlanıyordum.Öğle aralarında benim kadar sessiz ve çalışkan arkadaşlarıma uzun bölümleri olan hikayeler anlatmaktan hoşlanıyordum.Bu hikayeler bizi gerçek hayatta yapamayacağımız kadar cesur ve kahramanca işlere bulaştırıyordu.Çünkü hepimiz oldukça çalışkandık. Hatta birgün bizim dönemden çok sert bir kızla kavga bile ettim. Aslında başka    seçeneğim kalmamıştı. Beni itmişti. Sonra yere düşüp ölü numarası yaptı. Beni alt edemediği için çok ünlü olmuştum. İşin gerçeği kilitli dolabım tam arkamdaydı ve beni korumuştu. Fakat sonraki günleri bana tuzak kuracak diye korkarak geçirdim.

Büyüdükçe sessizliğim azaldı. Bir de lens kullanmaya başladım ve bu da yüzüme darbe alma korkumu azalttı. Gençlik döneminde oldukça çok yazdım.Bizi anlatan ve karakterleri azıcık gizlediğim komik hikayeler dışındaki hiçbirini kimseye göstermedim.Son yılımda kızların başkanı olmuştum. Sadece iki şeyi düşünüyordum; biri Lady Somebody adlı oyun, digeri de tüm okula yapacağım konuşma. Konuşma arasında şarkı çalacak ve durunca da konuşacaktım. Fakat bir karışıklık oldu şarkının aynı yerleri tekrar tekrar çaldı,ta ki görevli okul müdürü bayan gelip teybi "tekmeleyinceye" dek.
« Son Düzenleme: 11 Aralık 2007, 23 21 Gönderen: Mort Rainey » Logged
Mort Rainey
Onursal Üye
Prof.Rocker
**
Offline Mesaj Sayısı: 2079


« Yanıtla #2 : 12 Aralık 2007, 09 15 »

Harry Potter ve Felsefe Taşı 

Harry Potter , 11 yıl merdiven altındaki küçük odada kendisinden nefret eden teyzesi, eniştesi ve domuza benzeyen kuzeniyle birlikte yaşadıktan sonra hayatı beyaz bir baykuşun getirdiği mektupla değişir.Harry’nin anne ve babası o daha bir yaşındayken Şeytan Voldemort tarafından öldürülmüşlerdi . Harry bu olaydan kurtulmuş ve teyzesiyle yaşamak zorunda kalmıştı. Birgün etrafının büyücülerle çevrili olduğunu anlamakla kalmamış kendisinin de büyücü olduğunu keşfetmişti. Ve hiç başvuru yapmadığı halde Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’ndan kabul edilidiğini bildiren bir mektup almıştı. Eniştesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen okula baykuşu Hedwig’i de alıp gitmişti. Harry Muggle denen gerçek insanların dünyasında önemsenmeyen ve bir pislikmiş gibi d avranılan bir çocuk olmasına rağmen büyücülerin dünyasında sevilen küçük, sıska ve ailesini öldüren şeytandan kurtulan çocuk olarak ünlenmişti. Okula girmesiyle de hayatı oldukça maceralı, espirili, hayaletli ve şüpheli olaylarla dolmuştu...
Harry Potter ve Sırlar Odası 

Harry Potter gibi azimli ve çekici genç bir kahramana aşık olmak zor fakat sonra çar esizce korkunç tehlikelere adım attığını da seyretmek de. J.K Rowling ’in ödüllü Harry Potter Ve Felsefe Taşı kitabı’nın beklenen devamı olan Harry Potter Ve Sırlar Odası’nda gerçekten korkunç bir tehlikeyle karşı karşıya kahramanımız. Berbat Dursley ’ler ile uzun bir yaz geçirmek yeterince kötü değilmiş gibi bir de Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu nda ikinci yılına başlamak için yola çıkmak üzere bineceği treni yakalama girişimi de başarısız oldu. Oraya gidecek tek ulaşım aracının uçan büyülü bir araba olması ve onun da devasa bir söğüt ağacına çarpması Harry’nin şansıydı. Hala,tüm bu olanlar, Hogwarts’ın perili/cinli koridorlarında o sonbahar olacaklarla karşılaştırıldığında parkta eğlenmek gibi kalıyordu. Duvarlardan gelen ürpertici, kötü kalpli seslerin fısıltılarını sadece Harry duyuyordu.Fakat kısa bir süre sonra sadece eskiden beri olanlardan endişelenen sadece Harry değildi. Çünkü Hogwarts’da berbat şeyler olmaya başlamıştı. Parıltılı, büyük ve esrarengiz kelimelerle duvarda açıkça ilan edilerek duyurulmuştu."Sırlar Odası açılmıştır. Düşmanların mirasçıları dikkatli olun."Fakat bu tam olarak ne demekti?" Harry, Hermione ve Ron büyüyle yapılacak herşeyi yapmışlardı -hayatlarını tehlikeye atmak dahil- bu 50 yıllık  ölümcül görünümlü esrarı çözmek için.

Harry Potter ve Azkaban Tutsağı 

 J.K Rowling’in üçüncü Harry Potter serisi olan bu kitap, genç büyücünün kaz ara Dursley’lerin korkunç misafiri  Marge Hala’yı dev bir balon gibi şişirerek tavana uçmasına neden olmasıyla başlar. Petunia Teyze ve Vernon Enişte’den ve tabii Muggle’ların büyü dışı  dünyasında büyü yapmayı yasaklamış olan Hogwarts yöneticilerinden ceza almaktan korkan Harry, baykuşu Hedwig ve eşya sandığını alıp karanlığa karışır.

Anlaşılacağı gibi, Harry yanlış büyü nedeniyle ceza almadı. Aksine esrarengiz bir şekilde Muggle çevresinden kurtarılarak üç katlı mor bir otobüse apar topar bindirildi ve yaz tatilinin geri kalanını geçirmek üzere sa mimi bir dinlenme yeri olan Leaky Cauldron (Çatlak Kazan)’a gönderildi. Hogwarts’da üçüncü yılında neyle karşı karşıya olduğu yöneticilerin onu affetmiş olmasından anlaşılıyordu. Azkaban’ın Kaçak mahkumu Sirius Black serbestti.Ve Harry’nin peşindeydi. Fakat neden? Onu korumak için kiralanmış olan Ruh Emici’lerdan diğerleri etkilenmezken o neden  ürperiyordu?

Harry Potter ve Ateş Kadehi 

 Dördüncü kitap olan Harry Potter Ve Ateş Kadehi’nde yazar Rowling, okuyucusuna eşit oranda eğlence ve  tehlikeyle birlikte çok sayıda ejderha, ev-cini ve ölümüne meydan okumalar sunuyor. Şi mdi 14 yaşında olan ailesiz Harry, Hogwarts Büyücülük Ve Cadılık Okuluna dönmeden sadece iki hafta daha Muggle ailesiyle birlikte olacaktı. Bir gece çok üzücü bir rüya alnındaki izin çok acımasına neden oldu. O da Sirius Black ile bağlantı kurdu. Neyse ki, Dünya Quidditch Kupası’na ron ve ailesiyle gitme olasılığı vardı da Harry’nin, Lord Voldemort ve sinsi yandaşlarının dışarıda ölüm peşinde olduklarını bir süre de olsa unutmasını sağladı. O yıl Quidditch Hogwarts’ın kendi okulları arasında yapılmadı. Onun yerine, diğer iki ünlü büyücülük okulu olan Beauxbatons ve Durmstrang ile Üç Büyücü Turnuvası yapılacaktı. Acaba Harry de seçilenler arasında olacak mıydı? Seçilme yaşı olarak 17 ve yukarısı belirtilmiş ve katılacakların adlarını Ateş Kadehi'ne koymaları istenmişti. Fakat Kadeh bir sürpriz yaptı ve herkesi şaşırttı.

Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı

Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’ndaki beşinci yılında Harry, hayatını cehenneme çeviren sihirli/sihirsiz pek çok şeyle başa çıkmak zorunda: Yaz tatilini yanlarında harcadığı aptal akrabaları; beklenmedik bir anda ve yerde karşısına çıkan Ruh Emici’ler; ergenlik çağının isyanları, heyecanları, korkuları; onun gösteriş düşkünü bir yalancı olduğunu düşünenler; okulun işleyişine burnunu sokmaya çalışan Sihir Bakanlığı; gelmiş geçmiş en berbat Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni; ağır dersler, zor sınavlar, acımasız cezalar; sürekli yinelenen bir kâbus ve acıyan yara izi; ona en yakın insanlardan birinin ölümü; beş yıl gecikmeyle öğrendiği bir gerçek... Serinin ilk dört kitabında gözlerimizin önünde adeta etten kemikten bir büyülü dünya kuran J. K. Rowling, yaratıcılığıyla yine başrolde: Satırlara ve satır aralarına serpiştirilmiş zekice ayrıntılar, olay örgüsünü daha da zenginleştiriyor ve büyülü dünyaya yeni renkler katıyor. Bu sürükleyici kitabı elinizden bırakamayıp kalınlığıyla ters orantılı hızda okuyacak ve tıpkı Harry gibi bir sonraki okul yılını iple çekerek Hogwarts’tan ayrılacaksınız.

Harry Potter ve Melez Prens 

 Harry Potter ve Melez Prens J.K. Rowling’in macera kitapları dizisinin 6. kitabı ve Harry Potter’ın Hogwarts Büyücülük ve Sihirbazlık Okulu’ nda geçirdiği 6. yılın öyküsü.
Harry Potter şimdi 16 yaşındadır ve hayatındaki yeni değişiklikler için hazırlanmaktadır, buna seherbazlık kariyeri için alacağı dersler ve sınıflar da dahildir.(karanlık güçlere karşı savaş ve araştırmalardan sorumlu bir görev )
Sonrasında, Harry ve arkadaşları ergenliğin ne olduğunu keşfedecek, gençlik romantizmiyle çevrelerinde çiçekler açacak, fakat tabii hepsi bu değil.
Geçmiş beş yıl boyunca iyice kavradığı ve geliştirdiği büyü yetenekleri ve gerçekten korkutucu karanlık Lord Voldemort ile gittikçe büyüyen rekabetleri, Harry ve okul yöneticisi Dumbldore’ un Voldemort’ un geçmişini araştırma görevleri, Voldemort ve onun karanlık yoldaşları (ölümyiyenleri ) yenmek için daha etkili bir yöntem bulma girişimleri.
Bu arada Harry Voldemort’ la yakın ilişki içinde bulunan aynı yıl öğrencisi Draco Malfoy’ un onları tehlikeye atacak bir plan yaptığından şüphelenir. Harry zamanının büyük bir kısmını Draco’ nun suçlu olduğunu kanıtlamaya çalışarak geçirir bununla birlikte Harry’ nin en iyi iki arkadaşı Hermione ve Ron ve düşünceye karşıdırlar.
Daha sonra , İksir Öğretmeni Profesör Slughorn anlaşılmaz  şekilde Harry’ e bir iksir yapma yollarını(taktiklerini) ve duyulmamış büyü ve sihirleri anlatan bir not defteri verir. Harry bu defterin daha önce kendini MELEZ PRENS olarak adlandıran bir öğrenciye ait olduğunu keşfeder. Harry, geçmişte öğrenci olan bu kişiyle halen tanışmış olduğunu kısa süre sonra anlar. Zaten bu kişi Harry’ nin yaşamında büyük bir rol oynamaktadır.
Büyülerin de yardımıyla Harry ve Dumbledore Lord Voldemort’ un ardında saklanan bilmeceyi çözerler ve onun büyü dünyasına dönmesinin imkansız olduğunu anlarlar.( Uzun süre önce Harry doğduğunda Voldemort öldürülmüştü.)
Harry ve Dumbledore birlikte, Voldemort’ u yenmekte yardımcı olabilecek bir maddeyi ele geçirme çabasındadırlar.
Okula döndüklerinde, Ölümyiyenlerin büyük bir savaş sonucu Hogwarts’a geldiklerini keşfederler.
Bir çok sır ortaya çıkacak ve Harry, Voldemort’ u yenmek için elinden geleni yapacağına yemin edecek. Ve bu parçalar 7. kitapta biraya gelecek.

Harry Potter ve Ölüm Yadigârları

Harry Potter ve Ölüm Yadigârları (Harry Potter and the Deathly Hallows) J. K. Rowling'in yazdığı Harry Potter serisinin yedinci ve son kitabı. İngilizce baskısı 21 Temmuz 2007 tarihinde yayımlandı. Kitap, Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu tarafından Türkçeye çevrildi ve Yapı Kredi Yayınları tarafından 9 Ekim 2007 günü saat 10:00'da piyasaya sürüldü. Amerikan basımının kitap kapağını Mary GrandPré hazırlamıştır. Türkçe baskısında 690 sayfa olan kitap, İngiltere baskısında 608 sayfa, Amerikan baskısında 759 sayfadır. Kitap İngilizce baskının yayımlanmasının ardından ilk 24 saatte 11 milyon satmıştır.

Logged
slyman
Editör
Prof.Rocker
*****
Offline Mesaj Sayısı: 1466


TAM 35


WWW
« Yanıtla #3 : 12 Aralık 2007, 17 59 »

felsefe taşının ne olduğunu bilmeyen arkadaşlar için








V.İ.T.R.İ.O.L. ile anlatılmaya çalışılan; içimizde arayıp bulabileceğimiz ezoterik bilgelik ve akıl taşıdır.

Simya, hem doğanın ilkel yollarla araştırılmasına hem de erken dönem bir ruhani felsefe disiplinine işaret eden bir terimdir. Simya ile ilk olarak Mezopotamya, Eski Mısır, İran, Hindistan ve Çin'de uğraşılmıştır. Klasik Yunan döneminde Yunanistan'da, Roma İmparatorluğu'nun hüküm sürdüğü coğrafyada, önemli İslam başkentlerinde ve daha sonra 19. yüzyıla kadar Avrupa'da simyaya ilgi duyulmuştur. Batı simyası her zaman, kökleri ünlü simyacı Hermes Trismegistus'a uzanan ve bir felsefi-spiritüel sistem olan Hermetizm'le yakından bağlantılı olmuştur. Simya ve Hermetizm, 17. yüzyılın önemli bir ezoterik ekolü olan Gül-Haç'ın doğuşunda etkili olmuştur.

Simyaya göre görünen iki element, Toprak ve Su, içlerinde görünmeyen iki elementi de barındırmaktadırlar: Ateş ve Hava. Simyada Platon döngüsü denilen kavrama göre elementler arasında sürekli bir de dönüşüm vardır. Ateş Havaya, Hava Suya, Su Toprağa ve Toprak Ateşe dönüşmekte olup bu döngü bu şekilde sürmektedir. Bir yazar "Sadece felsefe taşını yapmayı bilen kişi onunla ilgili sözlerin anlamını bilir." der.

Simyada “İlk madde”yi elde etmek, tüm madenlerin türediği madde cevherini elde etmek değil, ruhsal varlığın ilk halini, yani maddi dünyada doğmadan önceki saf hali, saf şuur halini elde etmek anlamına gelir.

Vitriol bir simya terimidir. Latince’de 7 sözcükten oluşan “Visita Interiora (Interiorem) Terræ (Tellus) Rectificando Invenies Occultum (Operae) Lapidem” cümlesindeki sözcüklerin baş harflerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş sembolik bir ifadedir. Bu cümle Türkçe’ye “Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, arıtırken gizli taşı (felsefe taşı'nı) bulacaksın.” biçiminde çevrilir. Bu cümledeki yeraltına inme sembolizmiyle belirtilmek istenen, cehenneme iniş olarak ifade edilen deneyimdir. Arzın merkezi iç dünyamızdır; ve bilgelik içimizde yatmaktadır.

Felsefe Taşı her insanda vardır. Ona bir taşa benzediği için değil, sadece sabit özelliğinden dolayı taş denilir, ateşin etkisine karşı koymada herhangi bir taş kadar başarılıdır... Özelliği ruhsaldır. O bir ruh veya mükemmellik timsalidir.

Akıl, tekamülün birincil aracıdır. Tekamülün amacı ise, hakikati aramaktır. İnsan, Tanrıya ulaşma yolunda büyük bir aleve dönüşebilecek kıvılcımı kendi varlığı içinde saklamaktadır. Önemli olan bu kıvılcımın ortaya çıkartılmasıdır. Bu felsefe taşıdır. Tekamül, her bireyin kendi kapasitesi ile sınırlıdır. Eski bir deyişle, Bilgi bir denizdir ancak her akil birey ondan, kendi elindeki kabın büyüklüğü kadar su alabilir.

Aranan Felsefe Taşı, ötede beride değil, bizzat insanın içinde, gönlündedir. Anlatılmak istenen, çeşitli bilinçaltı, cehalet, önyargı mertebelerinin ıslahından, yani taşın pürüzlerinin giderilmesine başlayarak, insanın kendi kendini sağlam bir bilinç ve karakter yapısı üzerinde yeniden inşa etmesidir. Yani, aradığı özü, kendi içindeki felsefe taşının içindedir.

Bu bağlamda Felsefe taşı da mutlak olana, tanrısal öze kavuşturan bilinç anlamını kazanmaktadır. Öyleyse kendi içindeki Tanrısal özü bulmak isteyen kişi, tıpkı maddenin saflaştırılması gibi, kendi içine dönerek kendini saflaştırmalı ve gizli olan, içindeki Felsefe Taşına ulaşmalıdır.

Felsefe taşı arayışı bir saflaştırmadır. Yer altı dünyası denilen kendi benliği içerisinde yol alış ve kendini tanımaktır. Tüm boş inançlardan ve bağnazlıklardan uzaklaşmaktır. Özündeki kötülükleri ve iyilikleri ortaya çıkarmaktır. Bencillikten uzaklaşmaya başlamaktır.

Felsefe taşı bir anlamda kendi kendini yargılama, vicdani hesaplaşma yani sembolik olarak cehenneme iniş ve ejderi öldürüştür. Yaşarken ikinci doğuştur. Kendini tanıma, bulduğu felsefe taşını yontmadır. Bunu gerçekleştirmek için yola çıkan kimse, bir daha asla eskisi gibi olmayacaktır
Logged

alwaysrock
Gelişen Rocker
**
Offline Mesaj Sayısı: 71


nerede olduğunu bilmiyorsan...otobüsçüye sor!


WWW
« Yanıtla #4 : 24 Ocak 2008, 03 36 »

alaamm melez prenste kaldım...param da bitti:( alamıom...elinizde varsa gecenin bu vakti acil yardım çağrıma bi kulak veren olur umarım Gülümseme))

ödünç olarak yane...
Logged
spiderboy
Editör
Prof.Rocker
*****
Offline Mesaj Sayısı: 1430


hüzünlü...


WWW
« Yanıtla #5 : 24 Ocak 2008, 05 12 »

okumak yerine sinemada islemeyi tercih ediyorum Göz kırpan Karizmatik
Logged

alwaysrock
Gelişen Rocker
**
Offline Mesaj Sayısı: 71


nerede olduğunu bilmiyorsan...otobüsçüye sor!


WWW
« Yanıtla #6 : 24 Ocak 2008, 08 40 »

olür para bulunca sinemaya da giderim..peki kitap nirde? Üzgün
Logged
CiCiAzRaİL
®_ÕžĜŮŘΪŁК₤_®
Onursal Üye
Prof.Rocker
**
Offline Mesaj Sayısı: 637


seni sevmek nası biliyormusun5 DAKİKA NEFESİNİ TUT


WWW
« Yanıtla #7 : 24 Ocak 2008, 19 34 »

Çok Saçma Tüm Serileri...küçüklüğümden beri hiç sevmezdim
Logged
the_mad
Editör
Prof.Rocker
*****
Offline Mesaj Sayısı: 588


God is Great ?...


WWW
« Yanıtla #8 : 24 Ocak 2008, 21 00 »

ilk kitabı aldırmıştım babama zorla.. son 30 sayfasında filmi çıkıyor dendi televizyonda Kahkaha okumadım bıraktım ehehehe... bıdhada okumadım zaten ama ablam hep hedıye olarak onu aldı bana Kahkaha aslıdna kendıne alıyordu Kahkaha.. neyse filmler mukemmel ama ben bayılırım harry-e Kahkaha.. tum fılmlere gittim ama okumuyorum pff.
Logged

alwaysrock
Gelişen Rocker
**
Offline Mesaj Sayısı: 71


nerede olduğunu bilmiyorsan...otobüsçüye sor!


WWW
« Yanıtla #9 : 24 Ocak 2008, 22 44 »

seyrettiğimde okuduğum kadar zek almamıştım...Üzgün
Logged
Mort Rainey
Onursal Üye
Prof.Rocker
**
Offline Mesaj Sayısı: 2079


« Yanıtla #10 : 24 Ocak 2008, 23 21 »

kitapları genelde başlarda sıkıcı olur sonlara dogru elime yapışır bırakamam son kitabı okuma fırsatı elime çok geçti ama  melez prensi bi tekrar et diyorlar sonuncuyu okumadan öce ona üşeniyorum ondan okumuyorum sonuncuyu da kafam da bir ton eksiklikle yaprakların arasına atılmak istemiyorum  bence de kitap daha eğlenceli Gülümseme
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
  
Gitmek istediğiniz yer: