|
Bora
Ziyaretçi
|
 |
« : 21 Aralık 2007, 00 02 » |
|
Empati kelimesiyle isimlendirilen bir süreç var. Anlaşmak için olmazsa olmaz bir yetenektir bu. Her insanda var olan bir şey. Kimisi ustaca empati kurabiliyorken kimisi bu yeteneğinden ve bu yeteneğin işlevinden habersiz kös kös oturup yalnızlıktan dem vuran şiirler yazıyor. Arkadaşın geldi ve sana heyecanla beğendiği oyuncunun hareketlerini bir yandan sesini de taklit ederek anlatıyor. Bir an onu hiç tanımadığını daha önce görmediğin biri olduğunu varsay. Onun aklından zoru iri olduğunu düşünüp arkana bakmadan hızla kaçabilirsin. Ama öyle yapmıyor bu sahneyi yüzünde tebessümle izliyorsun. İşte bu yaptığın empatiye örnek olabilir. arkadaşının anlattığı şeyleri dinlerken izlerken, onun bu oyuncudan ne kadar etkilendiğini, sevdiğini, çıkartmalarını kitabına yapıştırdığını, fotoğrafını messengerına koyduğunu, ona özendiğini bildiğin için kaçmıyorsun onu anlıyorsun. Arkadaşın hakkında bu bilgilere sahip olduğun için de onun zihninden geçen resimler sen de gözünde canlandırabiliyorsun. Bu yüzden bu sahneyi yadırgamıyorsın. Evet işte empati yapıyorsun. Kendini onun yerine koyup, duygularını anlamlandırıp tekrar kendi yerine geçiyorsun. Ancak empatiye yakın bir durum da var o da sempati. Onunla aynı duyguları paylaşıyorsan, onun gibi düşünüyorsan sempati yapıyorsun demektir. Bunun nesi kötü diyebilirsin. Haklısın bu gibi eğlenceli durumlarda sempati arkadaşlık veya dostluk anlamına geliyor. Örneği değiştirip bir sempati denemesi yapalım şimdi. “Vah ben talihsizim, oy ben bahtsızım, ben çöllere düşmüş bir penguen miyim” diye yakınan bir arkadaşınla sempati kurarak paylaştığın duyguların ne sana ne ona faydası olur. Onu avutamadığın gibi bir başkasının olumsuz ruh halini kendine naklederek problemi çoğaltmış olursun. Bu durumda hem onun hem kendi duygularının farkında olarak yapacağın empati her ikiniz içinde faydalı olacaktır değil mi? Öpözet: İletişim konuşmaktan fazlasıdır, bu işin fakültesi, profesörleri bile var. Bora Serhat Çelik
|