turkrockcafe.com turkrockcafe.com
  Ana Sayfa FORUM Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gökkuşağını Görüyor musun?  (Okunma Sayısı 832 defa)
Bora
Ziyaretçi
« : 21 Aralık 2007, 00 04 »

Her insanın bir hayatı var ama her insan hayatını başka türlü yaşıyor. Bu da dünyamızdaki milyarlarca insanı farklı kılıyor. Kimisi kendini “çilekeş” olarak isimlendirirken bir başkası “ne kadar şanslıyım” diyerek yaşamındaki ayrıntılardan örneğin yaptığı küçük “kumdan kalelerden” büyük mutluluklar oluşturuyor.
Birçoğumuzun yaptığı şeydir. Uyanırız ve ilk önce perdeyi aralar gökyüzüne bakarız. Eğer bulutlu bir hava varsa biz de bulutlanırız. Hatta bulutların rengi gri veya “kara” ise suratımız asılır gerisin geriye yatağımıza döneriz. Yorganı kara bulutlar gibi üstümüze çeker bir şeylerin havayı düzeltmesini bekleriz. Yorganın ağırlığı duygularımızın ağırlığı olur ve zorlama bir uykuya dalmayı, kendimizi iyi hissedeceğimiz bir zamanda uyanmayı bekleriz. O sırada, bir de derin bir of çekeriz. Bir of yetmez ardından “üff”ler başlar. Aklımızda basit günlük işlerimiz yığılır da yığılır. Onları bir türlü sıraya koyamayız. Dertli bir “amannn” sözcüğü uyumaktan şişmiş dudaklarımız arasında bir yol bulup odamızı doldurur. Yastıktan, yataktan, yorgandan oluşan bir “şeytan üçgeni” arasında boğuşur dururuz. Gemilerimiz kara bir denizde batıyordur. Mutluluk nerede olduğunu da bilmediğimiz limandır. İçimizdeki neyle beslendiği belli olmayan müneccim bize günün geri kalanının hiç de iyi geçmeyeceğini fısıldar.İnanırız.
Çok azımızın yaptığı şey de gördüğü her ne düş ise onu hayra yorup yatağından dinç bir şekilde kalkmaktır.
Uyanır uyanmaz banyoya varıp ilk günaydını göz bebeklerinden işiten ve gözündeki çapağı gördüğünde annesinin “yüzüne şeytan işemiş” lafının komikliğine sırıtıp yüzünü yıkayan insanlar var. Onlar da tüm insanların ortak kullandığı gökyüzüne bakarlar. Bulutlardan bir şeyin benzerini uydurmaya çalışıp kendilerine küçük bir oyun yaparlar. Göğün renginden günün iyi mi kötü mü geçeceğine dair fal bakmak yerine onlar ‘sadece’ o gün ne giymeleri gerektiği mesajını çıkarırlar. Yapılacak işler bellidir ve halledilmeyi bekliyordur. İnsanın yapacak bir şeyleri olması ne güzel diye düşünürken “günaydın”  diyecek birileri ararlar evin içinde. Günü aydındır bu insanların. Çünkü gün güneşle aydınlandığı gibi (bulutlar olsun olmasın) onlar günlerini gözlerindeki ışıkla aydınlatırlar. Cevabını bildikleri bir soruyu kendilerine sorarlar: “ne güzel bir gün değil mi?”
Dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın gün 86.400 küçük parçadan ibarettir. Kullanımı kolaylaşsın diye 24 eşit parça bölünmüştür. Her insana bu aynı miktarda verilmiş ve tepe tepe kullanma hakkı tanınmıştır.
Kim nasıl isterse istediği şekilde yaşar onu. Sıkıcı, uzun veya keyifli, kısa. İnsanların bu aynı olan şeyi farklı algılaması bir illüzyondur (yanılgıdır). Peki bu farklı algılayışların nedeni bulmaya çalışacak olursan bunun nedeninin, insanın hissettiklerinden, hayatı algılama biçimlerinden kaynaklandığını görebilirsin.
Bahar yağmuru ardından şehrin saçlarına taç gibi takılan gökkuşağını düşün. Güneş ışınları havadaki su zerrecikleriyle kırılır muhteşem bir görüntü yaşatır sana. Aynı anda aynı yağmurda ıslanan arkadaşına telefon açarsın “hey gökkuşağını görüyor musun ne kadar güzel değil mi?” arkadaşın “nerede, ne tarafta bakıyorum, yok.” der. Bunun nedeni ikinizin de şehrin farklı noktalarında olmanızdır. İşte aynı günün iyi ya da kötü olduğunun düşünülmesi de insanların hayata farklı noktalardan bakmasıdır.
Hatta bazen aynı nokta aynı tarafa bakan insanlar o gökkuşağını göremez. Çünkü bakmak ve görmek aynı şeyler değildir.
Olayları farklı algılayışımızın nedeni onlara karşı tutumlarımızdır. Tutum dediğimiz kişinin zihninde oluşmuş pek değişmeyen kalıplardır. Bu kalıpları karşılaştığımız şeyleri anlamlandırmakta sıkça kullanırız. Kalıplarımız değişken olmadığı içinde tepkilerimiz, tutumlarımız pek farklılık göstermez. Eğer karamsar bir insansak olayların iyi tarafından çok kötü yanlarını görür ve başında sonunda olumsuz yüklemler bulunan cümleler kurarız. Cümleler de düşüncelerimizi ifade ediş şeklimizdir. Düşüncelerimizin oluşumunu kontrol edebilirsek, düşüncelerimizin yapı taşlarını şekillendirirsek; cümlelerimiz, kalıplarımız, tutumlarımız değişecek ve gökkuşağını göreceğiz. İşte o zaman yaşadığımız günün hakkını verebileceğiz.
Bora Serhat Çelik
« Son Düzenleme: 24 Aralık 2007, 01 42 Gönderen: Bora » Logged
bu-rock
BuRoCk
Yönetici
Prof.Rocker
*****
Offline Mesaj Sayısı: 1369


Belkİ BiRgÜn YaŞlAnIcAm AmA AsLa BüYüMiCeM


WWW
« Yanıtla #1 : 24 Aralık 2007, 12 40 »

hergün,hiç bıkmadan usanmadan bzizim için aksamadan doğan gökkuşağına saygı gösterip keşke o nu görmezden gelmesek....
Logged

"Suskunlugum asaletimdendir.
Her lafa verecek bir cevabim var.
Lakin bir lafa bakarim laf mi diye.
Bir de soyleyene bakarim adam mi diye."
         
                                                          Mevlana
Sayfa: [1]
  Yazdır  
  
Gitmek istediğiniz yer: